“1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve buna göre kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığına, ... ücretinin tespitine, fazla çalışma, hafta tatili ve ... ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 Sayılı Kanun'un 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi.
2. 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 24. maddesinin ( e ) bendi, 32. maddesi. 41, 44, 46, 47. maddeleri ile 120. maddesinin atfıyla hâlen yürürlükte olan mülga 1475 Sayılı ... Kanunu'nun 14. maddesi.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı ... ücretinin 2.900,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalı işveren ise 2.400,00 TL olduğunu savunmuştur. Davacının kabul edilen yıllık izin ücreti ... verisi esas alınarak belirlenmiş ve davalı taraf kararı temyiz etmemiştir. Davacının aynı işyerinde yaklaşık 15 yıl çalışmasının olduğu ve en son mağaza müdürü olarak çalıştığı anlaşıldığından ... verisi esas alınarak ... ücretin belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu durumda davacının bordrosunda tahakkuk ettirilen ücretin ... ücreti olmadığı ve 4857 Sayılı Kanun'un 24. maddesinin ( e ) bendine göre davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu anlaşılmaktadır.
3. Davacının davalı işyerinde üç dönem çalışması mevcut olup ilk dönem çalışmasının evlilik nedeniyle sona erdiği ve tasfiye edildiği, ikinci dönem çalışmasının ise davacının ailevi nedenleri gerekçe göstererek istifasıyla sonuçlandığı ve 01.10.2010-26.....2020 tarihleri arasındaki üçüncü dönemin ise önceki paragrafta açıklandığı üzere işçi tarafından haklı nedenle sona erdirildiği anlaşıldığından bu dönem için işçinin kıdem tazminatına hak kazandığı gözetilmeksizin talebin reddi isabetsiz olmuştur.
4. Fazla çalışma, hafta tatili, ... ... ve genel tatil alacakları yönünden ise imzalı bordroda fazla çalışma saati bulunduğundan tanık anlatımları ile belirlenen çalışma saatlerine göre değil, bordroda yazılı olan fazla çalışma saati, hafta tatili, ... ... ve genel tatil ... ve saatleri esas alınarak ve davacının belirlenen ... ücreti üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle bordrodaki tahakkuklar mahsup edilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu yön gözetilmeden alacakların reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 05.04.2023 gün ve 2023/715- 5015 sayılı karar.)
“1. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir nedeni olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre öncelikle iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 24 ve 25. maddesinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve Kanun'un 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedenine rağmen işçi ya da işverenin Kanun'un 26 ncı maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içinde fesih yoluna gitmemeleri halinde sonraki fesihlerde karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar.
2. İhbar tazminatı iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu için, iş sözleşmesini fesheden tarafın feshi haklı bir nedene dayansa dahi ihbar tazminatına hak kazanması mümkün olmaz. Yine işçinin mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi hükümleri uyarınca emeklilik, muvazzaf askerlik, evlilik gibi nedenlerle iş sözleşmesini feshetmesi durumunda ihbar tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Anılan fesihlerde işveren de ihbar tazminatı talep edemez.
3. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacı işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabul edildiği halde, ihbar tazminatının iş sözleşmesini fesheden tarafın karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminat olduğu gözetilmeksizin davacı işçi lehine ihbar tazminatına hükmedilmesi hatalı olmuştur. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi,24.1.2023 gün ve 2023/576- 1265 sayılı karar.)
1.3- Kıdem- İhbar Tazminatı, İbraname, Mahsup
“1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacakları istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesiyle 439. maddesinin ikinci fıkrası, 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 17, 19, 53 ve 59. maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairemiz bozma ilâmında davalı tarafça temyiz aşamasında sunulan ibraname ve belgelere karşı davacının beyanı alınarak, ilke kararına göre inceleme yapıldıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek davacının beyanının alınması için ara karar oluşturulmuştur. Ancak davacı, verilen kesin süreye rağmen ibranamelere karşı beyanda bulunmadığı gibi davacı vekili de karar duruşmasında ibranamelere karşı bir diyeceğinin olmadığını ifade etmiştir. Şu hâlde davacı vekilinin ibranamelerdeki imzaya itiraz etmediği, imza inkârında bulunmadığı sabittir.
3. Dosya kapsamındaki ibranamelerin miktar içerdiği uyuşmazlık konusu değildir. İbranamelerin imzası inkâr edilmeyen ve borcu söndüren ödeme belgesi niteliğinde olmaları karşısında hakkı ortadan kaldıran özelliği nedeni ile yargılamanın her aşamasında dikkate alınmaları gerekir. Bu nedenle ibraname ile yapılan ödeme, miktar bakımından avans kabul edilerek fesih tarihine kadar yasal faiziyle mahsubu gerekirken ibranamelere yazılı gerekçe ile hiç değer verilmemesi isabetsiz olmuştur. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 08.03.2023 gün ve 2023/486- 3220 sayılı karar.)